HERŞEY SENDE GİZLİ

AÄŸustos 4th, 2010 Yazan: zilan

Her Åžey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
……….
……….

 
Can Yücel

 

BİR AYNAYA BENZETİRDİM SENİ

AÄŸustos 4th, 2010 Yazan: zilan

 Bir aynaya benzetirdim seni

öylesine gercekci

kendimi gorurdum sende

alip gotururdun beni

bir aynaya benzetirdim seni

öylesine yalansiz

bazen acimasiz, dobra dobra

korkardim bazen bakmaya

Bir aynaya benzetirdim seni

sen ve ben biz olurduk bakinca

bir aynaya benzetirdim seni

sende bulurdum beni…

BAK BEN GİDİYORUM

AÄŸustos 4th, 2010 Yazan: zilan

Bak ben gidiyorum.
Yalnızlığımı, gecenin zifiri karanlığında öldürüyorum.
Kimsesiz bir çocuğun, yalnızlığında bitiyorum.
Bir annenin evlat yarasında ölüyorum.

Bak ben gidiyorum.
Seni istanbul’un sessiz sokaklarında arıyorum.
Bir yalnızlık türküsü söylüyorum,
Bir karanfil besliyorum.

Bak ben gidiyorum.
Ölümün sessizliğine doğru, ilk adımı atıyorum.
Artık konuşmayacak kalbime, bir hançer saplıyorum.

Bak ben gidiyorum.
Seni yalnızlığıma terk ediyorum.
Seni seviyorum ama artık söyleyemiyorum.
Ani bir kalp krizi geçiriyorum.
Oracıkta bir annenin ölümünde ölüyorum.
Bir evladın annesine olan sevgisinde, büyümeye gidiyorum.

SEVDİM İŞTE ÖTESİ YOK

AÄŸustos 4th, 2010 Yazan: zilan

Ben seni kocaman bi yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın.

 Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

 Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaÅŸadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreÄŸimde. GökkuÅŸağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaparak gibi yeÅŸildin. Açelyaydın pembeliÄŸinle. Üzerine çiÄŸ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateÅŸ gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.

 Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduÄŸum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduÄŸunu, nasıl güzel bir ÅŸey olduÄŸunu anladım seninle.

 Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.

 Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. DuruÅŸunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, ÅŸaÅŸkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluÄŸunu, olgunluÄŸunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluÄŸunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoÄŸu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

 Seni severken yorumlamadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

 Sevdim iÅŸte ötesi yok…

Adı Memet

Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ

YiÄŸitti mertti,
Adam gibi adamdı.
sabahları erken kalkmayı severdi
Günü bütünüyle yaşamak isterdi
Hiç aşık olmamıştı
hep dolu dolu severdi
Hiç mapus yatmamıştı
Her zaman birine tutsaktı.

Adı Memet’di,
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı.

Ömründe meyhaneye gitmemişti
Lakin, rakıyıda pek severdi.
Hiçbir türküyü tam bilemezdi
İçtiğinde de hep türkü söylerdi.
En güzel elbiseleri giymek isterdi,
Bir pantolonu, bir gömleği
Bir de ceketi vardı.

Adı Memet’di
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı.

Resim yapmayı hiç beceremezdi.
eÄŸer becerebilseydi;
Hep güneşin resmini çizmek isterdi.
gece karanlığını hiç sevmezdi,
‘Ben aydınlığa sevdalıyım’ derdi
Düşünceleri; Ay’dı, Yıldız’dı,
GüneÅŸ’ti… Bütün evrendi.

Adı Memet’di
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı.

 
ReÅŸat KarabaÄŸ

« sonraki

RSS Feed