Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ
Bahtı teninden yanık bir serencamdı
Bir ömrün bana giydirdikleri
Kaçamadım şerrinden şamarından feleğin
Daha tüysüz bir çocukken dilim dağlandı
Yasaklarla korumaya alındı bütün düşlerim
Ardımsıra kurallar devriyeler gezerdi
Başım üç numara traş trahomlu gözlerim
Babamın ters-yüz ceketi gibiydi hayat
Acısı bol bir ağıt gibi dururdu bedenimde
Ya da sokaklarıma dar gelirdi.
Parçalanmış bir aynada büyüttüm kendi kendimi
Kurşun eritilirdi başımda okunmuş sular içerdim
Boynumdaki muskaya havaleydi bütün hâllerim
Hem takdir hem tekdirlik bir mektepliydim on beÅŸimde
Yağmurlar ve şarkılar kardeş gibiydi
Şarapla tanıştığım rüzgâra bulaştığım bir takvimdi
Hepsi bir ÅŸiirin eskizleriydi belki
Sonraki yaralarıma sargı bezleri
Ten çıra olmamıştı yazgım henüz bakirdi
Giz yüzle tanıştı sonra boynunu sıktı muska
Bir tren yolculuğunda bozdum bekâretini
Sonrası âhir zaman kahır mevsimi
Yenildiğim yıllardı kapılar kilitliydi
Rüzgârsız kaldım dilim paslandı otuzumda
Tezgahlarda boylu boyunca ertelendim yarına
Gözlerinin düsturuyla kırdım gecenin çemberini
Kaç arkadaş daha silindi kütüğünden
Notalara söz oldular şiirlerle kutsandı isimleri
Kırk kere bozmuştum tövbemi kırkıma geldiğimde
Sığınacak bir dergâhım da yoktu üstelik
Biraz daha büyütmüştüm yaramı
Bende gözlerin kaldı o şarkının sözleri
Bu biraz da kendimi seninle tanımlamak gibidir
Orda saklıdır dünyanın bütün hazineleri
Kutlu bir mirastır elbet
Bir ömür yetmez anladım
Yazmak için bütün senleri
A. Hicri İzgören
Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ
Susardın ve kar yağardı
Gözlerinde başlardı gece
Yarım kalmış kitaplarda biterdi.
Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman
Kırılmış aynalardı
Susardın, durmadan susardın
Ve kar yağardı
Ocak ağaran saçlarımdı
Şubat hayırsız bir evlattı, kaçaktı
Ve uzaktı yaz bir anaydı
Mart’ın izlerini taşırım bedenimde
Aynı masalın ikizleri gibiydi günler
Nisan saçlarımda ıslanırdı hep
Susardın, durmadan susardın
Ve yağmurlar başlardı
Çok bekletti bizi,
Hiç vaktinde gelmedi mayıs
Haziran Aram’dı ya da öyle biriydi
Temmuz bir düştü belki
Yaraları sarar gibiydi
Ağustos yıldızlarla basardı gecemizi
Bir gül suçüstü yakalanırdı
Eylül bir çocuğun çığlıklarıydı
Susardın, durmadan susardın
Ve rüzgârlar başlardı
Yolunu yitirmiÅŸ bir gezgin gibiydi ekim
Sürgünlere uğurlardık kendimizi
Kalan mı bizdik, giden mi
Bilinmezdi
Kasım rüzgârda bir yapraktı
Ve biraz ıtri
Kendi sesiyle irkilirdi
Aralık günlerin son neferi
Soluk bir düş geçse de
Hiçbir mevsim gözlerin kadar
Acımasız kullanmadı neşteri
Susardın ve kar yağardı
A.Hicri İzgören
Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ
YiÄŸitti mertti,
Adam gibi adamdı.
sabahları erken kalkmayı severdi
Günü bütünüyle yaşamak isterdi
Hiç aşık olmamıştı
hep dolu dolu severdi
Hiç mapus yatmamıştı
Her zaman birine tutsaktı.
Adı Memet’di,
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı.
Ömründe meyhaneye gitmemişti
Lakin, rakıyıda pek severdi.
Hiçbir türküyü tam bilemezdi
İçtiğinde de hep türkü söylerdi.
En güzel elbiseleri giymek isterdi,
Bir pantolonu, bir gömleği
Bir de ceketi vardı.
Adı Memet’di
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı.
Resim yapmayı hiç beceremezdi.
eÄŸer becerebilseydi;
Hep güneşin resmini çizmek isterdi.
gece karanlığını hiç sevmezdi,
‘Ben aydınlığa sevdalıyım’ derdi
Düşünceleri; Ay’dı, Yıldız’dı,
GüneÅŸ’ti… Bütün evrendi.
Adı Memet’di
Bir kalemi, bir onuru
Bir de mangal gibi yüreği vardı. |
| Â |
| ReÅŸat KarabaÄŸ
|
Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ
*Kara bulutlar kaplamıştı güneşi,
Karanlıktı, kapkaranlıktı sanki yeryüzü.
Bir ışık bekliyordu yaşlısı genci,
Kadını, erkeği, yetimi, öksüzü
Bir ışık bekliyordu, yangın yürekler
Bir ışık ki aydınlansın yeryüzü.
*Bir yol vardı, giderdi aydınlığa,
Masmavi bir yol, giderdi Anadolu’ya
Denizler engin, denizler dalgalı,
Denizde köhne bir gemi ki yolcuları inançlı.
O yolcular ki hepsi özgürlüğe sevdalı.
Bu gemiyi dört gözle bekler tekmil Anadolu.
*Bahar geldi gelecek, yeşermeli ağaç dalları,
Yaz gelmeden ekilmeli özgürlük tohumları.
Bir haber salındı Amasya’dan Sivas’a
Sivas’ da çalındı sazlar.
Bir haber de Sivas’tan Erzurum’a,
Erzurum’da bar tutup oynadı dadaşlar.
Deniz rengiydi gözleri,
Altın sarısıydı saçları.
İnanıyordu… Kazanacaktı!
Tanık tuttu dağları taşları
Gitti karabulutlar, gitti karanlıklar,
Geldi Mustafa Kemal.
Koparıldı zincirler, eridi tahtlar, taçlar.
Yurduma sönmeyen bir güneş doğdu.
Mustafa Kemal ilkeleri
Özgürlüğe giden yol oldu. |
| Â |
| ReÅŸat KarabaÄŸ
|
Temmuz 8th, 2010 Yazan: PoYraZ
Sen, ilk sessin söylenen her sözdesin,
Bir ışıksın bakan her gözdesin.
Sen, gece karanlığındaki kutup yıldızısın,
Ayrılıkların yüreklerde bıraktığı sızısın.
Sen, gülen yüzlerde açan bir gülsün,
Bir günde yaşanan bin yıllık ömürsün.
Sen, hüzünlerde yüreklere düşen korsun,
Sonsuz yaÅŸamlara uzanan tek yolsun.
Sen, dört mevsimde erimeyen dağ başındaki karsın,
Adına türküler koşulan ulaşılamayan vefasız yarsın.
Binlerce ağıt yaksam her ayrılıkta özlemlerine,
Yine inanmayacaksın! |
| Â |
| ReÅŸat KarabaÄŸ
|